Anasayfa / Sinema Dünyası / İzledim-Uzun Hikaye

İzledim-Uzun Hikaye

İzledim-Uzun Hikaye

“Film Evde değil,sinema salonunda izlenir”  diyenlerdenim.100’lerce film geçmiştir elime hepsini dağıtmışımdır.İzleyemem evde.Hatta bunun için bastık parayı sinema sistemi bile kurduk .Yok tek olmuyor arkadaş o göğüste biri yatacak,o kokusunu hissedeceksin ancak o zaman olur  :)

Normalde internetten araştırmadan  sinema salonunun önüne gelipte, afişlere bakıp sinemaya girmem.Mevzu Kenan imirzalıoğlu olunca ,dedim bu adam kötü senoryoda oynamaz.Hiç tereddüt etmeden girdim içeri.

Öyle bol atraksiyonlu amerikan yapımları çok tat vermemeye başladı artık bana.Yaşlanıyormuyuz ne :P senaryoya bakıyor artık insan,izlerken çoçukluğunu arıyor yada babasının  verdiği nasiyatlar gelsin istiyor.Senaryolar önemli olmaya başlıyor Uzun yol’da izlerken benim için böyle bir film oldu.

Yönetmen film diye geçmemiş detayları,sonuna kadar sunmuş görmesini bilen izleyiciye,buda filmin samimiyetini sıcaklığını arttırmış.Hikayesi; acıya,sert sahnelere ve ağır drama  müsaitken,buna mesafe koymasını bilmiş,  hiçbir sahnede aşırılığa kaçılmamış. Yoksulluk, aşk, kaybetmek gibi kavramları bile acıtasyona başvurmadan seyirciye sunmasını beçermiş film.

Bütün olumsuzluklarına rağmen Ali karakterinin tebessüm ettirmesini ihmal ettirmemiş.İzlerken Kendimce dedim ki;ulan biz ne kadar kolay şeyleri kafaya takıp sinirleniyoruz.Diyeceksin ki film o film kanma, ee hayatta bi film değilmi zaten böyle şeyleri ya birileri anlatacak sen duyucaksın,ya da böyle sağlam senaryolarda bulup izleyecek sende göreceksin.

Kenan imirzalıoğlu‘nun tek başına bir sinema filmini götürebilecek kapasitede olduğunu kanıtlamış, adamın güldü mü gözlerinin içi gülüyor.Ulan bunu bi erkek olarak benim yazmam da çok garibime gitti ama neyse :)

O yılların cehaletini esprili bir şekilde çok güzel sunmuş.İzlerken okul müdürünün kişilik yapısı aynı benim ilkokulda ki müdürün yapısıydı sanki.Değişime kapalı,devlet git müdür ol demiş onu yapmış.

Okulda işe yeni başlayan Ali’nin Bozuk daktiloyu onarmak istemesiyle yaşanan bir diyalog :)

********************************************************
müdür: ne yapacaksın sen o eski şeyle, hem L harfi basmıyor onun.
ali: hatıratımı yazacağım.
müdür: ayak takımının ne hatıratı olacaksa? neyse, al. zaten L harfi olmayınca sosyalist yazamazsın, solcu yazamazsın, lenin hiç yazamazsın. Hadi diyelim L ye denk gelmedin yazdın bir şeyler, sonuna ismini nasıl yazacaksın ali efendi? ai mi? o ne öyle eşek anırır gibi?

ali dıştan gülerek, içinden çokça kızarak odadan çıkarken “eşek” der. kapıdaki okul görevlisi “efendim” deyince “eşek diyorum eşek hoşaftan ne anlar.”

**********************************************************

Oysa Ali ne solcu dur ne sağcı,derdi yazmaktır.Hani ön yargılar vardırya ,bizde buna bi atasözü vardır “paranın ve imanın kimde olacağı belli olmaz”diye

Bu kadar övgüden sonra biraz da eleştirelim,ben Tuğçe KAZAZ‘ın oyunculuğunu pek begenmedim,vücut dilini pek kullanamamış,emanet gibi duruyor,hani bitsede gitsek ,akşama  barda eylence var görüntüsü.Zaten fazlada durmadı,bir kaç sahnede dekorun bilgisayar ortamında hazırlanmış oluşu.Yıl olmuş 2012 hala yapıştırma bıyık, favori mi kullanılır :) sanırım işin bu tarafını pek beceremeyecez.

Bu sağuk havalarda izlenebilecek içinizi ısıta bilecek sıcakcık bir filmdir şiddetle tavsiye ederim.

Filmin Konusu;

“Bulgar Ali küçük yaşta yetim kaldıktan sonra Pehlivan dedesi Süleyman ile Bulgaristan’dan Türkiye’ye gelen bir Balkan göçmenidir. Ali’yi dedesi mert ve eşitliğe inanan bir insan olarak büyütür. Delikanlılık yıllarında aşık olduğu Münire’yi ailesi ona vermeyince kaçıran Ali’nin hayatı bundan sonra sevdiği kadınla birlikte tren istasyonlarını arasında kasaba kasaba gezip, nerede tutunabilirse orada yaşayarak geçer. Bu arada Mustafa adında bir de oğulları olur.
Fakat geçimini daktilo bilgisi, katiplik, muhasebe kaydı tutma gibi işlerle kazanan Sosyalist lakaplı Ali haksızlığa katlanamayan kişiliği nedeniyle, en basit eşitlik istediği kasabadan dahi bencil ve çıkarcı insanların kumpası nedeniyle kovulur. Bu arada Mustafa da büyümekte ve kendi hikayesini oluşturmanın peşindedir…
1940’lı yıllardan başlayarak 70’li yıllara kadar uzanan öyküsü ile hem hüzünlü, hem de neşeli ve heyecanlı bir film olan Uzun Hikaye’nin yapımcılığını ve yönetmenliğini Osman Sınav üstlenirken, senaryo Yiğit Güralp’e ait.
Edebiyat dünyasının tanınmış isimlerinden Mustafa Kutlu’nun aynı adlı eserinin sinemaya uyarlanması olan filmin başrolünü Kenan İmirzalıoğlu üstlenirken kadroda kendisine Tuğçe Kazaz, Ushan Çakır, Altan Erkekli, Güven Kıraç, Zafer Algöz ve Cihat Tamer gibi önemli isimler eşlik ediyor…”

Bu da Fragmanı;

Hakkında aykutaksu

1978- İstanbul doğumlu.Karadeniz aşığı.Aslen ORDU'lu.Teknoloji ve internet tutkunu.Koyu fenerbahçeli ve Ordusporlu.Özel bir hastanenin Bilgi işlem sorumlusu.

4 yorum

  1. kokoşşş kelebek

    bır fıkrım var evde ızleyemedıklerını alabılır mıyım :)) malum sınemaya gıtmek ıcın cok fırsatım olmuyorda:)))

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Yandex.Metrica